Referandum halkı bunalıma sürükledi

Öztürk, “Bizim siyasilerimiz enerji atımını sadece siyaset üzerinden yapıyorlar gibi bir görünüm sergiliyorlar” dedi ve ekledi: “Spor ya da bir aktivite edinmedikleri için geriye agresyon kalıyor. Siyasilerin sert üslubu toplumu daha da geriyor.”

Referandum halkı bunalıma sürükledi
Referandum halkı bunalıma sürükledi Asabi Adam
Bu içerik 658 kez okundu.
sikiş porno porn
 

Uzman Psikoterapist Çağatay Öztürk'ün son kitabı ‘Önce Sen'in arka kapağından yaptığım bu alıntı aslında tam da şu andaki psikolojimizin bir özeti gibi. Peki biz bu noktaya nasıl geldik? Niye hepimiz kaygılıyız? Kaygımızın ne olduğunun ne kadar farkındayız?

Anormallikleri normalmiş gibi algılamamızın altında ne yatıyor? İşte yanıtları:

“SÜREÇ BÖLÜNME GETİRİYOR”

– Referandum süreci ve toplum psikolojisi arasında bir ilişki kurabilir miyiz? Bu süreç toplumu nasıl etkiliyor?
Ben referandumların toplumlar açısından ve demokratikleşme açısından bir misyonu olduğuna inanıyorum ve bu anlamda kötü bir şey olmadığını düşünüyorum. Ancak bizde bu süreç herkesin de gözlemlediği gibi bir bölünme getiriyor. Toplum bölünürken, bir yandan da bunalıma sürükleniyor. Aslında bu bölünme durumu yeni bir şey değil. Örneğin 70'lerde de böyleydi. O zaman sağ-sol olayları vardı. Şimdi sağ-sol bitti, evetçiler-hayırcılar çıktı. O yüzden gerek iktidar kanadında, gerekse muhalefet kanadında parti liderlerine çok büyük iş düşüyor. Kampanyalarını etiğe bağlı kalarak yürütmeliler. Toplumu bilgilendirirken, kendilerinin gerçekten ne yapmaya çalıştıklarını hem evet diyen, hem hayır diyen taraf olarak topluma ne tür artılar getireceğini manipüle etmeden ortaya koymalılar. Şimdi ben dikkat ediyorum; bazı televizyon kanallarında bu sürece din kitabı alet ediliyor… “Zamanında bir tek şeytan Allah'a hayır dedi. Onun sonu da ortada” gibi söylemler var! Bu manipüle etmektir. Bu eğitimsiz halkı kendi safına çekmek adına, karmanın da çok kötü etkileneceği bir şeydir. Buralara girmemek lazım.

– Evet çıkarsa ‘evetçiler-hayırcılar', hayır çıkarsa ‘hayırcılar-evetçiler' nasıl etkilenir?
Her kişinin nerede doğarsa doğsun birey olma, bir de ait olma özelliği var. Bir biçimde evet diyenler, sonuç hayır çıkarsa, ya da hayır diyenler sonuç evet çıkarsa bile, aslında hep aynı konuyla ilgileniyorlar. O da; kişinin ekonomik durumu ve sahip olduğu o anki istikrar. Herkesin üç aşağı beş yukarı telaşlandığı konu bu. Herkes günün sonunda evet derken de, hayır derken de, onun üzerinden istikrar olacağını düşündüğü için diyor. Ama çıkan sonuç toplum için istikrarı beraberinde getirecekse, ona da uyum sağlayacak.

“HER ŞEY O İSTİKRARA BAĞLI”

– Yani referandum sonucu ne olursa olsun toplum psikolojisi açısından yeni bir travma yaşanmayacak…
Ben size geçmişten bir örnek vereyim; Necmettin Erbakan DYP ile koalisyon hükümetini kurup başbakan olduğunda Güneri Civaoğlu'nun programına konuk oluyor. Yayına telefonla bağlanan Sakıp Sabancı, Erbakan'a şöyle bir soru soruyor: “Başkanlık sistemi gelirse ne düşünürsünüz?” Erbakan'dan çok ters bir yanıt geliyor. Diyor ki; “Biz Sakıp Bey'le eski dostuz. Özel bir hukukumuz var. Herkes oturduğu yerde otursun. Böyle saçmalıklara gerek yok. Rejim değiştirmemizin de bir anlamı yok. Çünkü biz şu anda koalisyon hükümeti olarak yeni sürprizlerle karşınızdayız ve her şey gayet iyi gidiyor.” Bunu şunun için anlattım; baktığınız zaman değişen bir şey yok. Mesele toplumun refahı. Bu refah düzgün bir şekilde sağlandığı sürece, ben ortaya bir facia filan çıkacağını düşünmüyorum. Her şey o istikrara bağlı.

“ROMANSA VAKİT AYIRMIYORLAR”

– Siyasilerin psikolojilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sağlıklı bir ruh hali sergiliyorlar mı?
Ben burada belki çok iddialı bir şey söyleyeceğim ama bilimde ayıp yoktur. Vücutta agresyonla cinselliğin kanalı aynı yerden. Onun için Freud cinselliği o kadar pelesenk etmiş diline. Bizde de agresyonun çok yoğun olduğu agresif bir siyasi üslup var. Geçmişte de vardı, günümüzde de var. Bizim siyasilerimiz enerji atımını sadece siyaset üzerinden yapıyorlar gibi bir görünüm sergiliyorlar. Romansa çok fazla vakit ayırmadıklarını düşünüyorum. Dolayısıyla biraz daha spor yapın diyorum. Mesela bugün bizde spor deyince hangi siyasetçi akla geliyor? Eskiden Esat Kıratlıoğlu'nu yüzerken görürdük. Deniz Baykal da yıllardır yüzen bir isim. Sanıyorum Meral Akşener yürüyüş yapan biri. Tansu Çiller yine yürüyüş yapan bir siyasetçi. Cumhurbaşkanımız futbol oynamış bunu biliyoruz. Onun dışında bildiğimiz siyasetçi yok. Dolayısıyla spor ya da bir aktivite, bir hobi edinmedikleri için geriye agresyon kalıyor. Bunu sizinle bilimsel bir veri olarak paylaşmak istedim. Agresyonla cinsellik, ya da fiziksel enerji ile agresyon aynı kanaldan. Agresyonu fazla olan insanlar, o kanadı mutlaka kontrol etsinler. Fiziksel enerjilerini yeterince atabiliyorlar mı?

“EMPATİYE İHTİYACIMIZ VAR”

– Tartışma programlarında da tansiyon hep çok yüksek. Bu agresyon, insanların bilinçaltında nasıl bir etki yaratıyor?
Bizde şöyle bir terminoloji var; toplumda göz önünde olan insanlar bir takım zor durumlara maruz kalmışlarsa, biz de zor durumla karşı karşıya kaldığımız zaman, onları örnek gösterip, bunu normalize eden bir yapıdayız. Mesela bana gelip, “Hülya Avşar bile aldatıldı. Benim aldatılmam anormal değil” diyen danışanlarım var. Orada TBMM'de biri gitti birinin kafasına bir tane patlattı. Ne var bunda, ben de sokaktaki adama bir tane patlatırım!…. İşte buraya girdiğiniz zaman bu çok tehlikeli. Unutmayalım; TBMM'de yumruklar konuştuğu zaman, yarın öbür gün okulda birisi sizin çocuğunuza vurduğunda bunu da normal olarak algılayacaksınız. İşte siyasiler, toplumun önündeki kişiler hep bunu düşünsünler. Bu sorumlulukla hareket etsinler. Bu toplumun en çok ihtiyacı olan şey empati şu anda. Empatiyi arttırmalıyız.

– Herkes siyaset konuşuyor. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? 
Biz psikolojide ve psikoanalizde davranışı tanımlarken; “Duygu artı düşünce eşittir davranış” diyoruz. Bunlardan biri sağlıksız ise şayet, işte bu anlattığınız problemler oluyor. Kaygı dediğimiz duygu, gelecekle ve egoyla çok paralel bir durum. Sokaktaki vatandaş haliyle kaygılı. Geleceği, maddi durumu, iş durumu, okul durumu konusunda kaygılı. Haksızlar mı peki? Hayır. Mesela bugün İstanbul'daki bazı okulların, özellikle de azınlık okullarının kapısında polis bekliyor, çevik kuvvet bekliyor, TOMA'lar bekliyor. Dolayısıyla vatandaş da neler oluyor bu ülkede diye kaygı duyuyor.

“MANİK DEPRESİF BİR TOPLUMUZ”

– Depresif bir toplum muyuz? 
Depresyonunun farkında olmayan bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü bir bakıyorsunuz herkes vur patlasın çal oynasın moduna geçebiliyor. Özünde biz manik depresif bir toplumuz. Bunun en güzel kanıtı da televizyon programları. Mesela bir evlilik programında bakıyorsunuz, 10 dakika önce gülen, orada halay çeken biri, 10 dakika sonra bir şarkı ile ağlamaya başlıyor. Bunun da tıptaki, ruhsal dünyadaki adı manik depresyon. Onun için biz süreli ya da süresiz, maskeli ya da maskesiz depresyonunun farkında olmayan, ama manik depresif özellikleri ağırlıklı olan bir toplumuz.

İşte siyasilerin psikoanalizi 

OPTİMİST SOĞUKKANLI OTORİTER

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halka seslenişindeki davranış biçimini popüler optimist ve barışçıl soğukkanlı bir havada görüyoruz.

SİYASET
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
imagmundi.com ilgiizmir.com filmizlethd.com bursa escort izmir escort bodrum escort escort izmir sukaseo.com
kartal escort